İLGİNİZİ ÇELEBİLİR

George Soros Kimdir


George Soros Kimdir ?
George Soros Yahudi asıllı Tivadar Soros ‘un oğludur. Macaristan Budapeşte ‘de hayata gelmiştir. 1930 doğumludur ve 5 çocuğu vardır. Finans spekülatörü olarak bilinmekte ve liberal toplum yanlısı bir yatırımcı olsa da hemen herkes onun bir spekülatörden çok, çoğu kez bir manipülatör olduğu konusunda hem fikirdir. Açık toplum faaliyetleri kapsamında Yugoslavya, Ukranya, v.b. Doğu Avrupa ülkelerine yaptığı maddi yardım, Birleşmiş Milletler tarafından söz konusu ülkelere yapılan maddi yardımlardan fazladır. Her yönüyle enteresan bir finansçıdır. Aslında finansçı ünvanını aşmış bir fenomendir. Kimine göre bir şeytan, kimine göre tam bir melektir J Gelin George Soros ‘a biraz daha yakından bakalım.
Soros ‘un babası Tivadar Scwartz, 1. Dünya savaşında, Rusya toplama kamplarından firar ederek Soros soyadını alır. George Soros ‘un çocukluğu savaşın gölgesinde geçmiş ve ailesi ile birlikte oldukça zor dönemler geçirmiştir. Öyle ki Tivadar bütün aile üyelerine sahte kimlik çıkartarak hepsinin hayatta kalmasını mümkün kılmıştır.
Eğitiminin ilk yıllarını Budapeşte ‘de geçiren Soros, 1944 yılında Budapeşte’deki savaştan sağ kurtulmayı  başarır ve bütün ailesi İngiltere’ye yerleşir. Kendisi İngiltere ve Dünyanın prestijli ekonomi okulu London School of Economics ‘de ekonomi eğitimi görmeye başlar. G. Soros ‘un LSE ‘deki eğitim yılları kalan bütün hayatını ve hatta bazı diğer toplumların hayatını değiştirecekti. Burada gördüğü eğitim ve bazı hocalardan çok etkilenir. Özellikle bir hocasının düşünceleri hayatının geri kalanını belirleyecektir.
Bu hocasının adı Karl Poper’dır. George Soros London School of Economics yıllarında ekonomi bölümü hocası Karl Poper’ın derslerini alır ve onun fikirlerinden çok etkilenir. Soros örnek aldığı hocası K. Poper ile ilgili şu sözleri söylüyor. ‘’ Okulda onun kitaplarının ve açık toplum felsefesinin etkisi altına girdim. Bu felsefe başarıma büyük katkı yaptı. İşin komik yanı bunlardan hem para kazanmakta hem o parayı harcamakta yararlandım.’’
Soros 1956 yılında ABD’ye göç eder ve finansal piyasalara hızlı bir giriş yapar. İlk olarak şu an için son derece basit bir para kazanma yöntemi olan arbitraj işlemleri yapmaya başlar. Bu işlemler günümüz de çok basit ve çokda fazla kazanç sağlamayan işlemler olabilir fakat o dönemde haberleşmenin çok kısıtlı olduğu bir ortamda oldukça yüksek getiri sağlıyordu. Arbitraj kısaca fiyat farklarından yararlanmak amacıyla para, kıymetli maden, tahvil ve hisse senedi alıp satma işlemidir. Farklı piyasalarda aynı menkul kıymetler için farklı denge fiyatları oluşmuş olması durumunda, menkul kıymetlerin ucuz olduğu piyasadan alınarak daha pahalı olduğu piyasada satılmasıdır.
Soros yaptığı bu arbitraj işlemleri sayesinde önemli ölçüde para kazanır ve kazanmaya da devam eder. Kazandığı paraları dünyanın farklı yerlerinde yatırımlar gerçekleştirerek değerlendirir. Fakat onu asıl şöhrete kavuşturan olay İngiltere’de 1992 yılında yaptığı yatırım olmuştur.
Soros 1992 yılında sterlinin düşeceği yani değer kaybedeceği beklentisi ile finans piyasalarında kuvvetli bir pozisyon aldı. O tarihte bu yatırım kararı sayesinde 1 Milyar Sterlin kazandı. Bu tarih finansal piyasalarda halen kara Çarşamba olarak anılmaktadır. Miktar bugün için size yüksek gelmeyebilir ancak o dönemin parasal hacmi düşünüldüğünde inanılmaz bir büyüklüğe denk geliyor. Sanırım bu kara çarşambayı Soros ve ailesi biraz daha farklı isimlendiriyordur J
Bu olay Soros’un hayatındaki köşe taşıdır. George Soros kimdir sorusunun yanıtını yaşanan bu olayın detaylarında daha iyi bulacaksınız.; bu sebeple gelin bu kara çarşambaya biraz daha yakından bakalım.
Bu dönemde Soros; Sterlinin görece değer kaybedeceğine, Mark para biriminin ise değerleneceğine inanıyordu. Soros, İngiltere’nin içinde bulunduğu finansal-ekonomik durum nedeniyle ve kendi isteğiyle Avrupa para anlaşmasını terk ederek Sterlini devalüe etmesi gerektiğini belirtiyordu. (Bugünkü bretix tartışmalarında ise tam aksini savundu) Aksi takdirde bu harekete yani devalüasyona mecbur kalacağı konusunda iddalıydı. Bu iddasını sürdürürken buna uygun olarak spekülatif diyebileceğimiz yatırım pozisyonları almaya başladı ve bunu istikrarlı bir biçimde sürdürdü. Son noktada Almanya merkez bankası başkanından aldığı tüyo niteliğinde bilgileri değerlendirerek, 10 Eylül 1992’de 10 Milyar USD değerinde Sterlin satıp Mark aldı. G. Soros ‘un bu vurguncu diyebileceğimiz girişimiyle Sterlin değer kaybetmeye başladı. İngiliz merkez bankası piyasaya girmeye çalıştı, mark satıp sterlin alarak düşüşe engel olmaya çalıştı. 44 milyar döviz rezervinin 15 m ilyarını bu operasyon için harcayan İngiliz merkez bankası düşüşü engelleyemedi. İngiltere para piyasası faizleri % 2 artırdı fakat buda işe yaramadı. İngiltere tarihinde ilk kez, bir günün içinde faizler iki kere yükseltildi.
Soros’un başlattığı bu boşalma hareketi bir türlü durmuyordu. Sonunda İngiliz hükümeti beyaz bayrak çekti ve teslim oldu; 19 Eylül 1992 tarihinde bir Çarşamba günü, sterlini Avrupa döviz piyasasından çıkardılar ve sterlinin değeri % 16 devalüe edildi, bir başka ifade ile değeri düşürüldü. Bu işlem sonucunda George Soros net olarak tam bir milyar USD’yi cebine koymuş oldu. Sterlin’in arkasından İspanya para birimi % 28, İtalya para birimi % 22 değer kaybedince Soros bu değer düşüşlerinden de bir milyar USD daha kazandı. George Soros bir haftada 2 Milyar USD’yi cebe indirdi. Piyasalar, hükümetler ve diğer tüm aktörler şaşkındı. 16 Eylül 1992 tarihi, İngilizler tarafından black – kara Çarşamba olarak ilan edildi.
1993 yılına gelindiğinde Açık Toplum Enstitüsünün ilk merkezi New York’ta G.Soros tarafından kuruldu.Bu enstitünün temel amacı komünist ülkelerin demokrasiye geçiş sürecini desteklemekti. Vakıf genel olarak; açık ve liberal toplumların oluşmasını sağlamak için reform politikalarını şekillendirdi. Uluslar arası düzeyde açık toplumu hedefleyen enstitü, sivil toplum örgütlerinin, uluslar arası kurumların ve hükümet temsilcilerinin bir araya geldiği geniş katılımlı bir açık toplum ağı oluşturdu. Bu ilişki ağı büyük oranda da başarı sağladı.
Bu açık toplum faaliyetleri sadece eski komünist ülkeler ile sınırlı kalmadı ve 3. Dünya ülkelerinin çoğunda Soros vakıfları son derece aktif roller aldı, hatta o ülkelerdeki politik gelişmelerin şekillenmesinde etkili oldu. George Soros ismi adeta efsaneleştirilmiş durumda ve yaşanan pek çok sarsıcı politik değişikliğin altında bu ismin olduğu idda ediliyor. Bu derece etkili birimi orasını açıkçası bilemiyorum belki biraz abartılıyorda olabilir. Ancak buna rağmen büyük bir etki ve dönüştürme gücüne sahip olduğu kesin.
Tüm bu faaliyetlerin yanı sıra kendisi yatırımlarına profesyonel iş hayatı boyunca devam etti ve başarılar kazandı.



karışık yazılar